Gecenin üçünde telefonum çalıyor. Ankara’dan hiç tanımadığım bir ses, ‘’Ali Bey, oğlum sokakta kaldı. Ne olur yardımcı olun, çok zordayım.’’ diyor.
Ertesi gün, Türkiye'deki acentalar tarafından kandırılarak buraya gönderilen genç öğrencimiz ile buluşuyor, zor da olsa bir işe ve eve yerleştiriyorum.
Aynı günün akşamı. Bu sefer telefon İstanbul’dan; ‘’Ali Bey, sizi duyduk, yakın arkadaşınızın dayısıyım. Kızım ve iki arkadaşı açıkta kaldı. Zordalar yardımcı olur musunuz?’’. Açıkta kalan arkadaşlar beni arıyor babaları telefonu kapattıktan hemen sonra. Moralleri bozuk bir ses ile adeta yalvarıyorlar; ‘’Ali Abi ne olur gece yatacak yerimiz yok, yardımcı ol.’’
Her işimi bir kenara bırakıp çocukları New York terminalinden alıp , kız öğrencileri Türk-Amerikan Kadınlar Birliği yönetiminde başarılı çalışmalar yapan Ceren Hanıma, diğer çocuk arkadaşı kendi evime alıyorum.
Bu sadece bu iki örnek. Yakın tanıdık ve dost işadamları arkadaşlarımı arıyorum ve iş konusunda yardımcı olmalarını rica ediyorum. Ancak hepsi bıkmış durumda. ‘’Ali, hergün en az 50 kişi gelip iş ve ev istiyor. Çok üzülüyoruz ancak esas sahip çıkması gerekenler ortada yok’’ diyorlar.
Tabii ki görünmez kahramanlarımız da var. Evini ve işyerini mağdur olan gençlerimize veren birçok tanıdık dost ve abimiz de yok değil. Hatta bir işadamının evinde 8 gencimiz kalıyor şu an.
Hatırlarnacağı üzere geçen yıl bu konuyu ilk masaya yatırıp, kaleme alanlardan biri bendim. Daha sonra başarılı gazeteci abilerimizden Can Kamiloğlu, güzel haberleri ile konuya dikkat çekmiş ve 2010’da bu yanlışların tekrarlanmayacağına dair resmi makamlardan açıklama gelmişti. Ancak, yaşadığımız manzara hiç böyle değil. Bu rezillik devam ediyor. Hem de katlanarak devam ediyor.
Düşünün, bunlar bizim bildiklerimiz. Türklerin az olduğu bölgede sahipsiz kalan gençlerimizin başına gelenleri hiçbirimiz bilmiyoruz. Üstelik, çalışmadıkları için daha sonra yasal statülerini kaybedeceklerinden bir çoğunun haberi bile yok.
Türkiye'de üniversitelerimizde başarı ile okuyan ve yaz tecrübesi ile dillerini geliştirmek için buraya gelen gençlerimizin yaşadıkları birer ibret hikayesi.
İşin üzücü yanı Türkiye’de medyada konunun bu kadar işlenmiş olmasına rağmen , birçok ailenin hala bu konuda araştırma yapmadan, Amerika’ya çocuklarını yollayabilmesi…
Peki şimdi ne yapılması gerekiyor? Gelip burada mağdur olan yüzlerce, belki de binlerce gencimizin durumu ne olacak?
- New York ve Washington’da bulunan iki çatı kuruluşumuzun acil bu konuya daha ciddi eğilmesi ve gerekirse acil yardım hattı kurması gerekir. Bu çatı organizasyonlarımızın, farklı eyaletlerdeki bağlı dernekleri ile koordineli çalışıp, neler yapılması gerektiği konusunda acil bir çözüm ve yol haritası belirlemesi gerekiyor.
- Mağdur olan gençlerimizin, Dışişleri Bakanlığımızın Amerikadaki temsilcilikleri olan Başkonsolosluklara durumlarını bildirmeleri çok önemli. New York Başkonsolosumuz Mehmet Samsar ve ekibinin, bu konu üzerinde çok ciddi çalıştıklarını biliyorum. Hatta mağdur olan çocuklarla bire bir toplantı yaparak çözüm buluyorlar ve yol gosteriyorlar. Ankara’nın da, konunun ciddiyeti ve çözüm yolları hakkında Amerikan makamlarına daha fazla baskı yapması gerekiyor.
- Türkiye'de ‘’Work&Travel’’ acentaları hakkında ciddi soruşturma açılması artık şart. Amerikan Büyükelçiliği geçen sene daha sıkı bir denetim ile bunun yapılacağı sözünü vermişti. Anlaşıldığı kadarı ile eksiklikler hala var. Mağdur olan öğrencilere maddi ve manevi tazminat sağlanarak acentaların cezalandırılması belki bu sorumsuz acentaların aklını başına biraz getirebilir. Ancak ailelerin de bu konuda Türkiye’deki resmi makamlara ciddi baskı yapması ve bu olayın peşini bırakmaması lazım.
- Tabii ki, bu işi doğru yapan acentaları da cezalandırmamak gerek. Bu nedenle , çocuklarımızı mağdur eden acentaların listesini sağlıklı şekilde belirlenmesi için çalışma yapılmasında fayda var. Doğru iş yapan acentaların da, Amerikaya yolladıkları çocuklara acil yardım paketi sunması ve mağdur olduklarında neler yapması gerektiklerine dair bir "Yol Gösterici Paket" vermesinin önemli olduğunu düşünüyorum.
- Amerikada yaşayan Türk toplumu olarak, bu çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız. En azından geçici bir süre. Eğer iş ve barınma sorunları çözülemeyecek durumdaysa bile bu gençlerimizin daha fazla ziyan olması engellenerek Türkiye’ye dönmeleri sağlanmalı…
-‘’Work & Travel’’ rezaletinin, Amerikan ve Türk medyasında ciddi şekilde işlenmesine devam edilmeli. Anlaşılan birçok kişi ve kuruluş geçen seneden ders çıkarmamış durumda.
Ve son olarak, gençlerimize de iş düşüyor. Amerika’ya gelmeden önce, önceki senelerde yaşanan rezaletleri araştırmaları ve neler ile karşılaşacaklarına dair hazırlıklı olmaları gerekiyor. Evet, ‘’Amerikan rüyası’’ bitmiş durumda. Aslında , Amerika’ya çalışma ve dil öğrenme amacı ile gelen gençlerimiz dışında göçmen olarak olarak tamamen yerleşmek isteyenlerin de hayalini süsleyen bir ülke değil şu anda Amerika. İşsizlik oranının yüzde 10’lara dayandığı ve ekonominin hala can çekiştiği bir dönemde, iş bulmak ve işe girmek çok zor.
Hiç bir işveren eski yıllardaki rahatlığı ve kazancı göremiyor. Bu nedenle Türkiye’deki gençlerimizin ve Amerika’da yaşamak isteyen vatandaşlarımızın gelmeden, bu durumu dikkate almaları gerekiyor. Öyle görünüyor ki, davulun sesi uzaktan hoş geliyor çoğu kişiye....
Bir daha ki yazımda görüşmek üzere, tüm okuyucularıma güzel bir hafta diliyorum